İkarus Olmak
“İkarus’un babası Daidalos bilge bir mimardır. Sürgüne gönderildiği Girit Adası’nda Kral Minos’un yanında çalışmaya başlar. Onun isteği üzerine insan başlı, boğa bedenli bir canavar olan Minotauras’ın bir daha çıkmamacasına içine kapatılacağı Labirent’i inşa eder. Ancak bir süre sonra kral Minos’un emri ile, Labirentin gizini Theseus ve Ariadne’ye öğrettiği gerekçesi ile oğlu İkarus’la birlikte kendisi Labirent’e hapsedilir.Daidalos, yaratıcı aklıyla, buradan çıkmanın yollarını arar. Ve kendisi ve oğlu için kanatlar yapar. Bu kanatları bal mumuyla bedenlerine, omuz başlarına yapıştırır. Oğlu İkarus’a ne çok alçaktan, ne de yüksekten uçmamasını, özellikle de güneş ışınlarına yaklaşmamasını tembih eder.İkarus uçmanın verdiği büyük hazla bunları unutur; uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez.Güneşin ışıltısını gören İkarus’un yükselmesini engellemek mümkün olmaz. Aydınlığa doğru yükseldikçe yükselir İkarus. Ta ki güneş, kanatlarını tutan balmumunu eritene kadar. Kanatları kopar, Ege’nin sularına düşüp kaybolur. Hür olmanın, yükselişin, aydınlanmanın çağrısı, İkarus’a pahalıya mal olur…”

Belki de bir hayatı en kısa biçimde anlatan mitolojik bir hikayedir İkarus’un hikayesi. Güneşin güzelliğine kapılıp kanatlarının erimesine aldırmayan İkarusun acı sonu, aslında günlük hayatta çeşitli zamanlarda hepimizin başına gelen bir şey farkında olmasak da. Duygularımızın değil, aklımızın bizi kontrol etmesinin gerekliliğini anlatır aslında İkarus. Hayatın özeti demiştim, gerçekten de öyle; ne çok alçaktan uçmayı gerektirir hayatımız, ne de çok yüksekten uçmayı.Güneş gözümüzü alıp güzelliğiyle bizi cezbetse bile ondan etkilenmeden yolumuza devam etmememizi gerektirir hayat, ama her zaman o kadar kolay olmaz maalesef bu.Kanatlarımız yansa bile güneşin güzelliğine kapılıp, yüksekte olmanın verdiği hazza kapılıp, daha da yükseğe gideriz, ne yaptığımızın farkına da ancak suyun dibinde varırız ama artık çok geç olmuştur bile.İkarus olmak aslında sonunu bile bile, o haz duygusunu, iliklerine kadar bir anlık da olsa yaşamaktır, tepeye çıktığında kanatların erirken yüzünde oluşan acı gülümsemedir.Ve cesur olmaktır İkarus olmak, herkesin olamayacağı kadar cesur olmak.Kim bilir belki de şairin dediği gibi mumdan kanatlı bir adamın güneşe ulaşması kadar anlamlıdır bu dünya..
Comments
2 Responses to “İkarus Olmak”
Got something to say?
Sümeyramsı bir yazıydı
Paylaşım için teşekkürler +rep
[...] Başar’ın yazısına istinaden… Iron Maiden’dan geliyor… Flight Of [...]