İsimsiz..

Gözlerine her bakmaya çalıştığımda ,
Bana varlığını anlatmaya çalışıyor da,
Ben mi anlamıyorum?
Sen mi anlatmıyorsun ?
Biz mi anlamıyoruz ?

Her gece hücremdeyim seni ararken,
Sana dokunmak istediğim her an,
Var olmandan mı korkuyorum ellerimi sana uzatmak istediğimde,
Gözlerine her bakmaya çalıştığımda ,
Güneşler açan yüzünün çevresinde ,
Varlığını bilmekten mi korkuyorum ,
Elimi tutmanı istediğim her an ,
Seni bilmekten mi korkuyorum ?
Beni hissedecek olsan ,
Sana sarılacak olsam…
Beni bilmenden mi mi korkuyorum ?

Yalnızlığımın ortasında ,
Sana ait bir düşle ,
Ellerimin arasında sakladığımı sandığım ,
Gözlerini ele veren gülümsemeni ,
Kaybetmekten korktuğumu
Kendimden saklayarak,
Yine
Senden uzakta ,
Bana ait olmayan bir yerde ,
Birilerini bekleyerek , seni isteyerek
Yaşamaktan korktuğumu
Ben mi bilmiyorum ?
Sen mi bilmiyorsun ?
Biz mi bilmiyoruz ?

Ne olduğumu bilmediğim bir yolda ,
Esrarlı kaldırımların ,
Soğuk ağlamaların ,
Güçsüz bedenlerin etrafında ,
Gözlerin
Beni bana anlatacak olan,
Dünyayı bana anlatacak olan ,
Seni bana anlatacak olan ,
Tek tesellim olacak sanki ,
Onlarla her buluştuğum zaman ,
Ya da öyle olduğunu sandığım her yanılsamada…

Bir arkadaşım yayınlamamı rica etti, şiir bana ait değil yani.Çok hoşuma gittiği için yayınlamak istedim ben de :)

Bekle Beni

Bekle beni, döneceğim
Bütün gücünle bekle.
Bekle, sarı yağmurlar
Hüzün getirdiğinde.
Bekle karda, tipide
Bekle, bunaltırken sıcak
Bekle, kimseler beklemezken
Geçmişi unutarak.
Bekle, uzak yerlerden
Mektup gelmez olduğunda,
Bekle, birlikte bekleyenler
Beklemekten usandığında.

Döneceğim, bekle beni
Ve iyilik dileme
Artık unutmak gerektiğini
Söyleyenlere.
Varsın oğlum ve anam
Yok olduğuma inansınlar,
Varsın, yorulup beklemekten
Otursun ateşin başına dostlar
İçsinler o acı şaraptan
Rahmet dileyerek yitene
Bekle. O şaraptan
İçmekte acele etme.

Bekle beni, döneceğim
Tüm ölümlerin inadına.
Varsın, beklemeyenler
Yorsunlar bunu şansa.
Anlamayacak onlar
Nasıl ortasında ateşin
Kurtardı beni
Senin bekleyişin.
Nasıl sağ kaldığımı
ikimiz bileceğiz sadece:
Başardın beklemeyi sen
Kimsenin bekleyemediğince…

Konstantin Simonov

Yaşamak Şakaya Gelmez

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesala,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
 
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derece, öylesine ki,
mesala, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
bembeyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
 
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesala, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
Nazım Hikmet

Kent

"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca 
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın." 
Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde. 
 
                                                   Konstantinos Kavafis